Faruk Yücel Hakk’a Yürüdü.

Haziran 9, 2009

KardeÅŸimiz, abimiz Faruk Yücel vefat etmiÅŸtir. Cenazesi yarın (09.06.2009′da) öÄŸle namazına mütakip Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde topraÄŸa verilecektir. Mekanı cennet olsun.

yeni sayı hakkında

Haziran 3, 2009

Dergimizin üçüncü sayısıyla ilgili çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. Yeni sayımız mümkün olan en kısa sürede kitapçılarda olacak.

Saygılarımızla.

Kurtuba Dergisi

kurtuba dergisi’nin ikinci sayısı [mart-nisan-mayıs 2009] çıktı

Mart 10, 2009

   

 

 

 

 

 

 

 

 

KURTUBA DERGİSİ’NİN 2. SAYISI ÇIKTI

 

 

DERGİ TEMİN ADRESLERİ İÇİN TIKLAYIN

 

 

 

 

 

Yazının Devamını Oku »

andlaşma [kurtuba matbu 1. sayı / ocak-şubat 2009]

Ocak 1, 2009

 

Duyarlı her insanın zihninde mutlaka bir Endülüs metaforu vardır. Endülüs kimilerine göre: gemileri yakacak kadar idealize olmanın resmi, kimilerine göre: yakılan yüz binlerce kitap sonrası, koca bir medeniyetin hafızasının yok edilmesi, kimilerine göre: ittifak kurmuÅŸ bir haçlı zihniyetine karşı, parçalara bölünerek iç çatışmalar yaÅŸayan bir toplumun, tecrübe edilmiÅŸ hazin sonu, kimilerine göre: gerek ilmî, gerek kültürel ve gerek sanatsal anlamda insanlığa müthiÅŸ katkılarda bulunmuÅŸ anıtsal ve efsanevî bir abide, kimilerine göre: batılılar tarafından Müslüman oldukları gerekçesiyle katledilmemek için, hristiyan olduklarını söyleyen ve gizli Müslüman olarak hayatlarını idame ettirmek isterken, batılıların hışmından yine de kurtulamayan Moriskoların tarihe attıkları imza, kimilerine göre: Ebu Abdullah’ın annesi Valide Sultan Fatıma’nın, El Hamra Sarayı’nı bir daha dönmemek üzere terk ettikleri sırada, Gırnata’nın hakim tepesinde aÄŸlayan Endülüs’ün son hükümdarı olan oÄŸluna; “Bir yiÄŸit gibi savunamadığın ÅŸey için ÅŸimdi bir kadın gibi aÄŸla” ağıtını yaktığı tarihin en nedametli mekânı.

 

Yazının Devamını Oku »

yusuf armaÄŸan’la ittihadı islam üzerine

Ocak 1, 2009

 

BALKAN UZMANI VE AYNI ZAMANDA TV NET KANALINDA YAYINLANAN YERYÜZÜ NOTLARI PROGRAMININ YAPIMCISI YAZAR YUSUF ARMAÄžAN’LA İTTİHAD-I İSLAM’I KONUÅžTUK

 

Röportaj                      : Yusuf ArmaÄŸan

KonuÅŸturanlar              : Barış Öztürk – Selman MaltaÅŸ

 

â–  Yusuf Abi, Türkiye’de ÅŸu an ufku Kerkük’le sınırlı milyonlarca insan yaşıyor. Uzun yıllar süren mühendislik çabaları sonucunda dünyanın farklı bölgelerinde yaÅŸayan Müslüman kardeÅŸlerimizle olan gönül bağımız büyük oranda tahrip edildi. Bu gönül bağını yeniden tesis etmek için neler yapmalıyız?

    CoÄŸrafi sınırlarla sınırlı bir zihni reddederek söze baÅŸlamalıyım. Bu zihnin çocukları sakat doÄŸarlar. Akraba evliliÄŸi gibi bir ÅŸeydir bu. SaÄŸlıklı çocuklar için aÅŸmamız lazım sınırları. Sınırlar çiÄŸnenmek için vardır bence. Gelinen noktanın bir proje olduÄŸu fikrine katılıyorum. Proje kelimesinin anlamlarından biri de gerçekleÅŸtirilmesi istenen tasarı demektir. Tercih etmek suretiyle oluÅŸturulmuÅŸ birliktelikler yerine tercih edilmeksizin oluÅŸturulmuÅŸ birliktelikleri kabul ettirdiler bize. Bu kolay olmadı elbette. Uzun bir süreçte oldu bitti her ÅŸey. Ama projenin sonuna gelindiÄŸinde vurucu darbe içeriden, Müslümanlardan ve o güne kadar Müslümanlarla birlikte yaÅŸamayı tercih etmiÅŸlerden geldi. Bu en temelde ÅŸu demektir; Kur’an insanın müstaÄŸni oluÅŸundan bahseder, yani kendi kendisine yetebileceÄŸi kanaatinin kendisini yücelerin yücesine ulaÅŸtırma fikrinden. Bu bir nevi tanrılaÅŸma sürecidir. Küçük kalmak, kendi kalmak fikri bu yönüyle ÅŸeytani ama cazip bir ÅŸeydir. Günahın lezzeti vardır malum. Günahkar olmakla eÅŸdeÄŸer bir ÅŸeydir sınırlara ayırmak ve bu sınırlara razı olmak. İşte vurucu son darbeyi biz bu sınırları kendi kafamızın içine çizdiÄŸimiz gün yapmış olduk. Bunu kendisine yapan bir zihne bir baÅŸkasının gelip de baÅŸka bir ÅŸey yapmasına da gerek yoktur. Haritalar, sınırlar, akan kan.. anlamsızlaşır bundan sonra. Sınırın bu yakasındaki Mustafa ile sınırın öte yanındaki Mustafa arasında sanal farklar varmış gibi gelir insana. Bu hali bertaraf etmenin yolu ise zihinsel kilitlenmiÅŸliÄŸi aÅŸmaktır. Bu eyleme normal yollardan müsaade etmediklerini biliyoruz elbette.

 

Yazının Devamını Oku »

bir gün geleceğiz yine

Ocak 1, 2009

  

Yıllar önce, ‘Drina Jedina’ (Biricik Drina), isimli bir sigaranın, bende tedai ettirdikleri hatırıma geldi bu soruyla birlikte…

 

‘Bizim sigara’ sevinciyle sigarayı yakmış ve bir nefes çeker çekmez de kendimi Drina Köprüsünün üzerinde bulmuÅŸtum.

 

Üstat Necip Fazıl (Rh.A.), makberinden ‘Sakarya Türküsü’nü göndermiÅŸti o an…

 

Drina nehrine bakarken, ‘Nerde kardeÅŸlerin/ Cömert Nil, yeÅŸil Tuna’ mısralarına gözyaşımı katık etmiÅŸ, ‘Giden ÅŸanlı akıncının’ yurduna ne gün döneceÄŸini bilmemenin verdiÄŸi ıstırapla, muhayyilemde geçit resmi yapan muhteÅŸem medeniyetin ordusunu selamlamıştım.  

 

Yazının Devamını Oku »

şiir âleminde küresel kriz

Ocak 1, 2009

 

Bugün ‘ÅŸiir ve ÅŸiir eleÅŸtirisi’ kısırlaÅŸmış durumda. Bu durumu farketmek yeni bir ÅŸey deÄŸil. Åžiir haritasına bir göz gezdirin, ÅŸiir ülkelerinin fotoÄŸrafını çekmeye cesaret edin biraz. Göreceksiniz; küresel bir katliam yaşıyor ÅŸiir…

 

İnsan eti kemirmenin kabullenir olduÄŸu, çocukların uçurtma yapmayı öÄŸrenemeyip, mermilerle konuÅŸtuÄŸu, annelerin süt emzirmekten öte bir gayeye adanamadıkları gibi, babaların da evlatlarının karnını doyurmaktan baÅŸka bir ÅŸey düÅŸünemedikleri; imparatorlukların sömürdüÄŸü topraklarda bitkisel hayata girmiÅŸ bir dünya, sürüngenleÅŸmiÅŸ bir medeniyet var artık! Öyle veya böyle bir ahtapotun kollarına montajlanan insanlığın dramı bu…. Modern Dünya… İşte büyücülerin zaferi.

 

Yazının Devamını Oku »

kayıtdışı kaygılar ve ittihadı islam

Ocak 1, 2009

 

Dünyaya dair kaygılarımız olabilir. Bu kaygılarımız bizi hayata baÄŸlayabilir. Bizi hayata baÄŸlayan  bu kaygılar, insanlığımızın alamet-i farikası olarak görülebilir.

 

Peki yapılması gereken sadece kaygılanmak mıdır? Kuru bir kaygı hissi bize ne  kazandırır? Ya da tersinden soralım. Bize ne kaybettirir?

 

Kaygılı bir bakış açısına sahip olmanın mütemadiyen lüks olduÄŸu bir dönemde yaşıyoruz. Bu gerçeÄŸi gözardı edemeyiz. Ancak proje üretmeyen bir kaygı mekanizmasının iÅŸe yaramadığını, hatta insan ruhu için gereksiz bir ağırlık olduÄŸunu, vehatta bir an evvel ruhtan kesilip atılması gerektiÄŸini iddia edebiliriz.

 

Åžöyle ki. Kendi ruhunda devinip duran ve insanın varlığından dünyanın merkezine sızamayan kaygılar enkaz edebiyatına sebep olur. Kalpten çıkıp dile gelir. Fakat dilden sıyrılıp bir türlü kulaÄŸa ulaÅŸmaz. Çünkü insanın önce kendi kendisini duyması gerekir. Bu duyuÅŸ, sıradan bir ses titreÅŸimini çaÄŸrıştırmasın. DuyuÅŸtan kastımız, harekete geçmeye davet eden ve ruha ivme kazandıran bir çabadır.

 

Yazının Devamını Oku »

guantanamo’dan ÅŸiirler ya da zalimin ölüm fermanı

Ocak 1, 2009

 

 

Dostlarım

BaÅŸkaldırmıyorsa                                                                                                      

Neye yarar ÅŸiir?

Azgınları ve azgınlıkları yıkmıyorsa

Neye yarar ÅŸiir

Zamanı ve mekanı sarsmıyorsa?

Neye yarar ÅŸiir?

Satrapların başındaki tacı yere çalmıyorsa                                                                                                                                      

Neye yarar ÅŸiir?                                                                                                                                    

 

Nazar Kibbani

 

Yazının Devamını Oku »

gerçeğe sadakat şerefimizdir

Ocak 1, 2009

 

Aradan geçen uzun yıllara, bir görünüp kaybolan isimlere, sayfalar dolusu edilen koca koca laflara inat ve mutlaka onlarla birlikte; Gerçek Hayat; bu toprakların en asil dergisidir. BüyükdoÄŸu ve DiriliÅŸ dergilerinin ardından; umutsuzluÄŸa, yılgınlığa ve heyecansızlığa duçar olmuÅŸ İslamcı düÅŸüncenin, 90′lı yıllar sonu itibariyle, kılavuzluk görevini, büyük bir ciddiyet ve bir o kadar da heyecanla omuzlamış bir dergidir Gerçek Hayat. Dokuz yıllık kutlu serüvenine nice hikâyeler, nice umutlar ve nice baÅŸarılar sığdırmıştır. Her hafta cuma günleri, inatla iÅŸaret ettiÄŸi noktalara hakkıyla kafa yormamız temennisiyle… Vira bismillah…

 

Yazının Devamını Oku »

rasim özdenören ve ruhun dirilişi

Ocak 1, 2009

 

Fertler, varlık itibariyle kendi iç dengelerini kurmak, dünya ve dünyanın ardındaki gerçekleri göz ardı etmeden insanlık algısını oluÅŸturmak zorundadır. SaÄŸlıklı bir ruh yapısı için bu gereklidir. EÄŸer ki insan, varlığında açık ve gizli duran kanalları görmezden gelirse, yaÅŸadığı problemleri sahih bir ÅŸekilde bertaraf edemeyecektir. Birnevî öteleyecektir. Çözüme kavuÅŸturamadığı sorunları ile yaÅŸamaya alışacaktır. Bu da bir önkabul olarak gelecekte yapılması muhtemel pek çok yeniliÄŸi daha ilk aÅŸamada yok edecektir. Sonuçta, ruhun içinde devinen var etme olgusu açığa çıkarılamayacak ve üstü örtülecektir.

 

Yazının Devamını Oku »

barak obama hüseyin

Ocak 1, 2009

 

Bendenizi yakînen tanımak saadetine eriÅŸmiÅŸ bir kısım kaari-i güzinim bilir lakin kısm-ı a’zamınız nereden bilecek efendim, bendeniz fevkalade ÅŸedidü’l mizaç bir âdemimdir. Siz bakmayınız böyle alttan aldığıma, canımlı gülümlü ifadelerle siz sevgili vatandaÅŸlarımı taltif ettiÄŸime. Bilenler bilir ve hazan ile ÅŸita arasında ba’dehû ay zuhur edince öfkem de cûÅŸ ider cevelanlarım.

 

Yazının Devamını Oku »

bir yolcunun hatıra defteri [filistin]

Ocak 1, 2009

  

Hayali bir yolculuk bu, yeni çıktığımız. Henüz yolun başındayız, sonunun nereye varacağını bilmiyoruz. Ümit ediyoruz aydınlığa çıksın! Yolculuk iÅŸte. Bir yolcu bir yol. Birbirinden ayrı düÅŸünülemez. BaÅŸta da dedik ya, hayali bir yolculuk bu. Gözlerimizi kapatıyor ve “varmak istediÄŸimiz yer”e varıyoruz hayalimizde. Kimi zaman gözyaşına tanıklık edeceÄŸiz. Kimi zaman acı ve kedere. Bazen bir çocuÄŸun oyuncağını göreceÄŸiz hayali dürbünümüzle. Bazen bedeni paramparça olmuÅŸ bir kadına aÄŸlayacağız. Yol ve hayal. Yol bizim hayal bizim. Öyleyse “vakit geç olmadan” kapatalım gözlerimizi ve baÅŸlayalım yolculuÄŸumuza…

 

Yazının Devamını Oku »

dut ağacı

Ocak 1, 2009

 

HoÅŸlanmadığı bir ÅŸey duyunca, kapı çalar gibi eliyle en yakınındaki duvara vururdu. “DaÄŸlara taÅŸlara” deyince, rahatlardı. Korunma altına alındığı hissine kapılırdı belki de. Ölüm haberi geldiÄŸinde de, son nefesini vermeye çalışırken aynı ÅŸeyi yapmış mıdır diye çok düÅŸündüm.

 

Ölümü gelinceye dek, hiç aÄŸzından düÅŸürmedi onu. Bazen dua ederken duyardım, “Canımı alsa da kurtulsam” dediÄŸini. Hep kurtulmak istediÄŸi bir ÅŸeyler vardı hayatında. ÖrneÄŸin bir türlü evlendiremediÄŸi, kırkını geçmiÅŸ, hayatın her türlüsünü yaÅŸamış en küçük oÄŸlunun derdi. Gurbete gönderdiÄŸi bir oÄŸluyla bir de kızı vardı sonra. Bunların üstüne bir de gelin eklenince, geceleri uykusunun kaçması normal sayılabilirdi.

 

Yazının Devamını Oku »

sırata bağdaş kuran şehir: diyarbekir

Ocak 1, 2009

 

Daha dilimlenmemiÅŸ yorgun ay, beyaz nallarıyla ışıktan atlarını koÅŸtururken, gaybın saçaklarından akan bitimsiz vakit kanlı karanlıklarla sargılıydı. Dilimde ıslak bir ıslıkla geçiyordum eÄŸilen ama yenilmeyen yollarından. Ki açmazdı kendisini ıslığıyla yorgun gecelerinden öpmeyenlere. Islık; kavganın bayrağı, öfkenin türküsüydü kalbine inen bu ince sokaklarda. DüÅŸündüm, acaba çıkmazlarına bu derece gizlenen baÅŸka bir kent var mıydı! Gittikçe artıyordu heyecanım ve gittikçe sokak lambalarından soluduÄŸu çorak nefesini daha çok hissediyordum. Sonunda öyle bir yere geldim ki, artık düÅŸsel bir gölgeden öte bir ÅŸey deÄŸildim. Başımı kaldırıp içime buladığım bir demet söz ile yükseldim sesine: Amed, ÅŸehrim benim…

 

GiyindiÄŸi siyah örtüsünü usulca aralayarak yürüdüm…

 

Yazının Devamını Oku »