andlaşma [kurtuba matbu 1. sayı / ocak-şubat 2009]
Ocak 1, 2009
Duyarlı her insanın zihninde mutlaka bir Endülüs metaforu vardır. Endülüs kimilerine göre: gemileri yakacak kadar idealize olmanın resmi, kimilerine göre: yakılan yüz binlerce kitap sonrası, koca bir medeniyetin hafızasının yok edilmesi, kimilerine göre: ittifak kurmuÅŸ bir haçlı zihniyetine karşı, parçalara bölünerek iç çatışmalar yaÅŸayan bir toplumun, tecrübe edilmiÅŸ hazin sonu, kimilerine göre: gerek ilmî, gerek kültürel ve gerek sanatsal anlamda insanlığa müthiÅŸ katkılarda bulunmuÅŸ anıtsal ve efsanevî bir abide, kimilerine göre: batılılar tarafından Müslüman oldukları gerekçesiyle katledilmemek için, hristiyan olduklarını söyleyen ve gizli Müslüman olarak hayatlarını idame ettirmek isterken, batılıların hışmından yine de kurtulamayan Moriskoların tarihe attıkları imza, kimilerine göre: Ebu Abdullah’ın annesi Valide Sultan Fatıma’nın, El Hamra Sarayı’nı bir daha dönmemek üzere terk ettikleri sırada, Gırnata’nın hakim tepesinde aÄŸlayan Endülüs’ün son hükümdarı olan oÄŸluna; “Bir yiÄŸit gibi savunamadığın ÅŸey için ÅŸimdi bir kadın gibi aÄŸla” ağıtını yaktığı tarihin en nedametli mekânı.

