girizgâh (40)

Ekim 10, 2008

 

Dünyada yaÅŸanan geliÅŸmeleri ÅŸair titizliÄŸiyle irdeleyen, İslâm medeniyeti algısının payitahtına sahip çıkan, reel politiÄŸe vahiy penceresinden bakarak, mevcut problemlere uzun yıllardır esaslı çözüm önerileri getiren Sezai Karakoç diyor ki: “Siz Fırat’ı ve Dicle’yi bıçakla kesebilir misiniz? Burası senin burası benim diyebilir misiniz? Oysa Fırat ve Dicle, şırıltılarıyla kendi mecralarında akarken bize diyorlar ki, ‘sen nasıl parçalanmazsan, bir bütünsen, ben de bir bütün olarak, yalnız türkün, yalnız arabın, yalnız kürdün deÄŸilim. Hiç kimse bana tek başına sahip çıkmasın. Ben İslam milletinin suyuyum, onun can damarıyım. Siz de bundan ibret alınız ve parçalanmayınız, bölünmeyiniz’. İşte bize coÄŸrafya böyle sesleniyor.”*

 

Varlık sebebimiz olan İslâm’ı ve dolayısıyla İslâm’da bir olmak olgusunun hudutlarını bu ÅŸekilde ortaya koyan Sezai Karakoç’un ÅŸu mısralarına da dikkat çekmek gerek:

 

“Ve Kudüs ÅŸehri, gökte yapılıp yere indirilen ÅŸehir / Tanrı ÅŸehri ve bütün insanlığın ÅŸehri”

 

“Bir ÅŸehir doÄŸurmuÅŸ BaÄŸdat bu senin ülken / BaÄŸdat’tır kardeÅŸim bu senin ülken”

 

“Ben Åžam’ı bin yıl öncesinden bilirim / Annemin sütü kadar yakın bana”

 

Hangi ırktan olursa olsun, bir Müslümanın dünya karşısında alması gereken tavrın ne olacağı konusunda ÅŸimdi de  Hakan Albayrak’a kulak verelim: “Haçlı ve MoÄŸol ordularına karşı bütün OrtadoÄŸu’ya siper olan kahramanların etnik kimlikleri kimin umrundaydı? Arap halifeler, Türk Nureddin’ler, Kürt Selahaddin’ler, Çerkez Memlükler bu bölgede yaÅŸayan milletin (milletlerin, deÄŸil milletin!) müÅŸterek kahramanları deÄŸil miydi? Abbasi, Selçuklu, Eyyübi, Osmanlı devletleri müÅŸterek devletlerimiz deÄŸil miydi? Damarlarında Arap, Türk, Kürt, Çerkez, Arnavut, BoÅŸnak, Laz.. kanları beraber dolaÅŸan ve birbirine akan OrtadoÄŸulular, İslâm milletinin bir (sadece bir!) cüz’ünü oluÅŸturmuyorlar mıydı?”**

 

Peygamber efendimiz ÅŸöyle buyuruyor: “Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah sizin aranıza kin ve düÅŸmanlık koyar da birbirinizden yüz çevirirsiniz”***

 

Sözü uzatmaya gerek yok. Aklımızı sadece başımıza deÄŸil, kalbimize de alalım. Nitekim Yüce Allah, “Ben yalnız Mü’min kulumun kalbine sığarım” demiyor mu? Bir takım odaklar tarafından sürekli dile getirilen ve kimi zaman da pratize edilen provakatif hareketlere karşı uyanık olalım. Aramıza kin ve nifak tohumu ekmek isteyenlere fırsat vermeyelim.  En güzel savunma, sürekli hücum halinde olmaktır. İttihad-ı İslâm’ı, yani dünyada İslâm BirliÄŸini savunmak, düÅŸmanlara karşı yapılabilecek en klas harekettir. Nuri Pakdil’in ifadesiyle: Klas bir duruÅŸtur.

 

Ekim ayı, asrın en büyük fikir ve aksiyon adamlarından olan Aliya İzzetbegoviç’in vefat ayı. BaÄŸcılar Belediyesi 11-12 Ekim 2008 tarihlerinde Aliya İzzetbegoviç Sempozyumunu düzenleyerek, Aliya’nın fikir ve aksiyonuna dair geniÅŸ kapsamlı bir etkinlik gerçekleÅŸtirecek. Dergimiz Kurtuba’nın bu sayısında, biz de Aliya İzzetbegoviç’i anıyoruz. İslâm Manifestosu ve DoÄŸu ile Batı Arasında İslâm gibi baÅŸucu eserler kaleme alan Aliya’yı anlatmak için söz zaman zaman yetersiz kalıyor. Bunun bilincindeyiz. Fakat, Aliya’nın düÅŸünce ve aksiyonunun sürekli hatırlanması ve hatırlatılması gerek. Nasıl ki Srebrenitsa katliamını her yıl dönümünde büyük bir yasla anıyorsak. Aliya İzzetbegoviç’i de büyük bir aÅŸkla ve yürüdüÄŸü yolda takip ettiÄŸi izleklerin farkında olarak anlamalıyız.

Kurtuba Dergisi’nin 40. sayısında, Aliya İzzetbegoviç dosyasıyla karşınıza çıktık. Bu dosyada Suphi Giz, Bilge Kral’ın hayat hikâyesini anlattığı portre çalışmasıyla, Barış Öztürk, Ayvaz Dede ve Aliya İzzetbegoviç denklemine temas ettiÄŸi, “Gelecekler, Çok Kalabalık Gelecekler” baÅŸlıklı enfes öyküsüyle ve Selman MaltaÅŸ, Aliya’nın aksiyonuna dair yazdığı, “Aliya Sen Olmasaydın” adlı soruÅŸturmasıyla yer aldı. 

 

Hatice Algın, Mustafa Kutlu’nun son çıkan kitabı, "Huzursuz Bacak" ile ilgili olarak kapsamlı bir dosya hazırladı.

 

Dergimizde son dönemde yazdığı hikâyeleriyle büyük beÄŸeni toplayan Yavuz Akengin, “İnsani Bir Yer” adındaki çalışmasıyla dikkat çekti. Ayrıca Leyla Marankoz, “Seherin Çanları” ÅŸiiriyle ilk kez Kurtuba’da kendisine yer buldu. Son olarak Ceyhun Emre Teoman’ın, “Ayn-ı Ali” isimli deneme tadındaki yazısı bu sayının ürünleri arasında yer aldı.

 

Yeni sayılarda buluÅŸmak ümidiyle.

 

Selman MaltaÅŸ

 

 

* Çıkış Yolu -1, Sezai Karakoç

** İslâm BirliÄŸinin Nüvesi Olarak Türkiye-Suriye BirliÄŸi, Hakan Albayrak

*** Riyazü’s-Salihin

 

  1. Barış Öztürk

    Aliya Sempozyumu ve Balkan Sempozyumu’ndan önce bu sayının çıkması çok güzel oldu. Bu çok önemli sempozyumları kaçırmamak lazım.

    http://www.ihh.org.tr/Haber_Manset_Ayrintilar.160+M54e0236e771.0.html

    http://www.timeturk.com/Buyuk-Aliya-bulusmasi-yarin-29435-haberi.html

  2. asuman azize

    …dava nefsi atmak deÄŸil, nefsi adam etmektir.

  3. Muhammet Ali Yildirim

    Tebrik ediyorum. Bu düşüncelerde olan insanlarımız, yazarlarımız, düşünürlerimizin olması insanı mutlu ediyor.

Yorum Yazın

*
Resimdeki kelimeyi asagidaki kutuya yazin..
Click to hear an audio file of the anti-spam word