gerçeğe sadakat şerefimizdir
Ocak 1, 2009
Aradan geçen uzun yıllara, bir görünüp kaybolan isimlere, sayfalar dolusu edilen koca koca laflara inat ve mutlaka onlarla birlikte; Gerçek Hayat; bu toprakların en asil dergisidir. BüyükdoÄŸu ve DiriliÅŸ dergilerinin ardından; umutsuzluÄŸa, yılgınlığa ve heyecansızlığa duçar olmuÅŸ İslamcı düÅŸüncenin, 90′lı yıllar sonu itibariyle, kılavuzluk görevini, büyük bir ciddiyet ve bir o kadar da heyecanla omuzlamış bir dergidir Gerçek Hayat. Dokuz yıllık kutlu serüvenine nice hikâyeler, nice umutlar ve nice baÅŸarılar sığdırmıştır. Her hafta cuma günleri, inatla iÅŸaret ettiÄŸi noktalara hakkıyla kafa yormamız temennisiyle… Vira bismillah…
2000 yılının benim için simgesel deÄŸeri; üniversiteye baÅŸladığım yıl olmasının yanı sıra, Gerçek Hayat dergisinin de yayın hayatına bu yılın son aylarında merhaba demesidir. 2000 yılına verdiÄŸim bu deÄŸer, basit bir yıl kutsallığından ziyade; unutmaya meyilli insanoÄŸlunun hatırlama melekesini canlı tutma isteÄŸidir. Ben üniversiteyi Konya’da okudum. Eylül ayında ayak bastığım ÅŸehirde, bir ay sonra dikkatimi çeken en önemli ayrıntı; otobüs ve tramvay duraklarına asılan boy boy Gerçek Hayat dergisi reklâmları idi. "GerçeÄŸe sadakat ÅŸerefimizdir" düsturunu kendine rehber edinen bir derginin, Kasım ayı içerisinde yayınlanacağı müjdesi veriliyordu. Bu müjdenin esenliÄŸini ve biricikliÄŸini, gözünü ufuklara dikip; "Yok mu gelecek güzel bir haber?" diyen ve böyle soylu bir müjdeye hiç olmadığı kadar susamış bir insan anlar ancak.
Her derginin mutlaka öncü isimleri olur. Onların arzusu, umudu ve hareketiyle yol açılır ve artlarından onlarca isim, onlara omuz vererek yola devam eder. Dergide yazarlık yapmış isimlerden İbrahim Kiras’ın aynı ismi taşıyan kitabından ilhamla bu adı alan Gerçek Hayat dergisi de; iki idealist insanın öncülüÄŸünde Kasım 2000′de yayınlanmaya baÅŸlandı: Eylemin bereketine inanan Hakan Albayrak ve sözün erdemine inanan Gökhan Özcan. Her iki isim de, konumlandıkları yer ve seslendirdikleri dert itibariyle, duruÅŸlarını uzun bir süreden beri belli eden iki düÅŸünce insanı.
Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan ve diÄŸerleri… İsimlerini gıpta ve saygı ile andığımız bu öncü nesil, insanımızın İslam ile kopan bağının tekrar onarılması için, ömürlerini tasadduk etmiÅŸ cefakâr insanlar. Yayınladıkları kitaplar, çıkardıkları dergiler ve yaptıkları konuÅŸmalarla, hakikat kelimesinin altını, kalın çizgilerle çizdiler. Ve bir neslin yetiÅŸmesinde ön ayak oldular. Kısakürek, yayımladığı BüyükdoÄŸu dergisi ile, Karakoç DiriliÅŸ dergisi ile, Pakdil de Edebiyat isimli dergi ile çevrelerine ışık oldular. Çölden ÅŸehre doÄŸru bir yol açtılar. İslamcı düÅŸüncenin bu topraklarda sistematiÄŸini kurup, söz sahibi olmasını saÄŸladılar. DiÄŸer saydığım isimler de, bu iÅŸlevi Mavera dergisi ile yaptı. Åžüphesiz ki; bu arada ismini anamadığımız daha birçok dergi, yukarıda önemsediÄŸimiz iÅŸlevi, yerine getirdi. 90′lara kadar etkilerini bir ÅŸekilde devam ettiren bu isimlerin ardından, birilerinin gelmesi gerekiyordu. Ve geldi de… Gerçek Hayat; öncü neslin izindeki isimlerin görünür olduÄŸu, seslerini duyurduÄŸu bir platform oldu. Kimdi bunlar? Hakan Albayrak ve Gökhan Özcan’ın öncülük ettiÄŸi bu isimler; Mevlana İdris Zengin, Suavi Kemal Yazgıç, Selahattin Yusuf, İbrahim Kiras, Halime Kökçe, Murat MenteÅŸ, İsmail Kılıçarslan, Murat Zelan, Nihat Nasır, Mehmet Efe, Ebubekir Kurban ve isimlerini anımsayamadığımız diÄŸerleri…
BüyükdoÄŸu, DiriliÅŸ ve Mavera ekolü diyorsak eÄŸer, Gerçek Hayat ekolü de dememiz gerekir. İşte bu isimler -ki birçoÄŸu Gerçek Hayat vasıtası ile ilk kez bir süreli yayında yazmaya baÅŸlamıştı- bir önceki nesilden devraldıkları edebiyat ve düÅŸünce bayrağını ellerinden geldiÄŸince taşımaya baÅŸladılar. Herkese hak ettiÄŸi deÄŸeri veren tarih, eminim bunu da böyle yazacaktır.
Öncelikle Gerçek Hayat’ın yayınlandığı döneme iyi dikkat etmemiz gerekiyor. 28 Åžubat post modern darbesi yapılalı iki yıl olmuÅŸ. Ortalık toz duman. Göz gözü görmüyor. PiÅŸmanlık, kırgınlık ve kızgınlıktan oluÅŸan ruh durumunun ele geçirdiÄŸi bünyeler, iç hesaplaÅŸma halinde. Mahalleyi terk eden, kral sanıyor kendini. Kimse bir baÅŸkasının hesabını verme niyetinde deÄŸil. Tüm kazanımlar bitpazarına düÅŸmüÅŸ, haraç mezat elden çıkarılıyor. Herkes suçu bir ötekine atıyor. Günah keçisi aranıyor, bulunuyor ve kıyasıya yükleniyor üzerine ne var ne yoksa… Yepyeni kanaat önderleri arz-ı endam ediyor bizim sayfalara, bizden gazetelere… İşte tam da böyle bir zamanda; "GerçeÄŸe sadakat ÅŸerefimizdir" diyor birileri. "Bu toprakların çocuÄŸuyuz ve söyleyecek sözümüz var" diyor. "Gerçek Hayat, ülkesinin bugününü içine sindiremeyen ve insanından ümidini kesmeyen bir grup insanın, ortaya koymaya hazırlandığı derginin ismidir. Ama Gerçek Hayat, bundan daha çok, korumakta kararlı olduÄŸumuz bir yaÅŸama heyecanının ve insaniyet aÅŸkının tezahürüdür. Biliyoruz ki; "biz" sanılandan ve söylenenden daha fazlasıyız. Kafalarımızda ve yüreklerimizde taşıdığımız deÄŸerler, birkaç küçük badire ile vazgeçilemeyecek kıymette ve asalettedir. Yılgınlığa düÅŸüp yolumuzu ÅŸaşıracak, bulduÄŸumuz cevheri havaya savuracak ve varlık sebeplerimizi unutacak deÄŸiliz. Kendimiz gibi olmaktan asla utanmıyor ve başımıza gelenlerden iman ettiÄŸimiz eksiksiz gerçeÄŸi sorumlu tutmuyoruz. Her karanlığı yıkayacak kudretteki o menbaya, bütün varlığımızla inanmaya kararlılıkla devam ediyoruz…" diyor birileri. Bu satırlar, dergi çıkmadan bir kaç hafta önce müstakbel okura tebliÄŸ edilmiÅŸ, Hakan Albayrak / Gökhan Özcan imzalı bir mektuptan alıntı. Zor zamanda söylenen sözler bunlar. Kolay deÄŸil bu cümleleri kurmak. Ağır bir yenilgiye uÄŸrayıp, çil yavrusu gibi dağılmış bir orduyu ayaÄŸa kaldırmaya, son dakikaya 5–0 yenik giren bir takımı coÅŸturmaya azmetmiÅŸ birileri kuruyor bu cümleleri. Gerçek Hayat dergisi, iÅŸte bu cümlelerle, bu dualarla yayın hayatına baÅŸladı.
Filistin’de ÅŸafak söküyor
Gerçek Hayat dergisinin en dikkat çekici yanı; cesur bir dil kullanması ve olaylara muhalif bir bakış açısı ile yaklaÅŸmasıydı. Derginin ilk sayısı incelendiÄŸinde, mesele daha net anlaşılır. 1. sayının kapak dosyası Filistin’e ayrılmış ve kapakta "Filistin’de ÅŸafak söküyor" cümlesi manÅŸete taşınmış. İçeride de Suriyeli entelektüel Cevdet Said ile yapılmış bir söyleÅŸi yer alıyor. Bu, derginin çizgisini, düÅŸünce yapısını ve duasını ele veriyor aslında. Türkiye’de bir dergi, Filistin’i selamlayarak yayınlanmaya baÅŸlıyor. Bu önemsenmesi gereken bir tavır. Bu tavrın içerisinde; Misak-ı Milli sınırlarının nerede baÅŸlayıp nerede bittiÄŸine dair bir gönderme, katıksız bir ümmet vurgusu ve İttihad-ı İslam düÅŸüncesinin en saf hali gizli. Hakan Albayrak’ın ilk kitaplarından birinin isminin "Halifesiz Günler" olması, basit bir tesadüf olmasa gerek. O kitabı okuyanlar daha iyi bilir ki; Albayrak’ın derdi; ümmettir, ümmetin derdidir. İstanbul’dan çıkar Harlem’e uÄŸrar, Saraybosna’da soluklanır, hemen ardından Tahran’a geçersiniz. Dur durak bilmeyen bir atar damar gizlidir Albayrak’ın yazılarında. Ve haliyle, Gerçek Hayat da onun cesur izlerini taşır.
Hakan Arslanbenzer yönetiminde çıkan iki aylık edebiyat dergisi Atlılar’da yer alan bir Gerçek Hayat reklâmı, iÅŸaret ettiÄŸi nokta itibariyle ilginçtir. Reklâm metni aynen ÅŸöyledir; "Gerçek Hayat, okuyun. Her Cuma günü çıkan efsanevi siyahî boksör Gerçek Hayat’ı Hakan Albayrak ve Gökhan Özcan çalıştırıyor…" Åžüphesiz ki; Albayrak’ın lider kiÅŸiliÄŸi ve Allah vergisi çekim gücü nedeniyle, etrafında çok sayıda isim kenetlenmiÅŸtir. Basit bir haber dergisinden ziyade, derinlikli bir yorum dergisidir. Bu sebeple, bir kadro dergisidir Gerçek Hayat. Bu yapısını da, dokuz yıl boyunca korumayı bilmiÅŸtir. Åžüphesiz ki; bu dokuz yıl, önemsenmesi gereken bir süreçtir. Türkiye’de, süreli yayınların, bir heyecan baÅŸlayıp, sonra hazin bir ÅŸekilde kapandığına çok ÅŸahit olmuÅŸuzdur. Hele hele, bahsi geçen, haftalık bir dergi ise, o zaman bu dokuz yılın, iki kere önemsenmesi ve takdir edilmesi gerekir.
Dergi etrafında kenetlenmiÅŸ kadronun haricinde, düÅŸünce dünyamızın birçok ismi de, aralıklarla ve farklı zamanlarda Gerçek Hayat’ta yazdı. Yazar kadrosuyla da Gerçek Hayat, okuruna, farklı isimlerde çeÅŸitlilik sunan bir dergi oldu. En baÅŸta İsmet Özel’i saymalıyız. BirçoÄŸu, Özel’in ilk sayıdan itibaren dergide yer aldığını zanneder. Fakat öyle deÄŸil. İsmet Özel, derginin savunduÄŸu deÄŸerlerin, cesur çıkışlarının ve muhalif dilinin oluÅŸturduÄŸu auranın etkisiyle burada yazmaya baÅŸlar ve uzun süre, "Cuma Mektupları" baÅŸlığı altında okuruna seslenir. Benim kanaatimce bu dönem, Gerçek Hayat’ın kelimenin tüm anlamıyla "zirve" yaptığı bir dönemdir. Dergi, İsmet Özel’in de katkısıyla, kendini entelektüel camiaya kabul ettirir. İsmet Özel, dergide sadece yazmaz, kendisiyle yapılan oylumlu röportajlarla da, düÅŸüncelerinden istifade edilir. Hemen ardından; "Toparlanın. Gitmiyoruz!" konferansları gelir. İsmet Özel, birçok ÅŸehirde geniÅŸ kitlelere seslenir. Konferansın giriÅŸ bileti ise; Gerçek Hayat dergisidir. İsmet Özel ve Gerçek Hayat iÅŸbirliÄŸi ile yapılan bu etkinlikler, Türkiye’de bir ilk olur. Özel’in, İstiklal Marşı DerneÄŸi kurma fikri de, kanaatimce bu zaman dilimi içerisinde oluÅŸmuÅŸtur.
Özel’in haricinde, Hayrettin Karaman, Ulvi Alacakaptan, Ahmet ÇiÄŸdem, Nuray Mert, Fatih OkumuÅŸ, Cihan AktaÅŸ, Nasuhi Güngör, Mehmet BekaroÄŸlu, Ümit AktaÅŸ, Ali GümüÅŸ ve Yusuf Kaplan gibi entelektüeller de dergide düzenli olarak yazdılar. Bosna Hersek’in eskimez Milli Marşı’nın yazarı Cemaleddin Ladiç de, bir dönem Gerçek Hayat’ta yazdı. Derginin, entelektüel camiada itibar sahibi olmasında; partiler, cemaatler, dernekler ve kurumlar üstü bağımsız yapısının etkisi büyüktür. GoygoyculuÄŸa, hizipçiliÄŸe, grupçuluÄŸa ve baÄŸnazlığa pirim vermeyen duruÅŸu, her kesimden takdir görmüÅŸ ve adı, her daim saygı ile anılır olmuÅŸtur.
Gerçek Hayat, haftalık dosya ve soruÅŸturma haberciliÄŸi ile de sorunların göz önüne gelmesi ve çözümü yolunda adımlar atılması için yeni bir medya dili kullandı. Soruna vurgu yapan, sorunu önemseyen ve çözüm konusunda görüÅŸ alınan kiÅŸilerle, olaya farklı bakış açısı saÄŸlayan bir yayın organı oldu.
Gerçek Hayat’tan bahsedilirken asıl üzerinde durulması gereken konu; ülkemizde ümmet bilincinin geliÅŸmesi yolunda sarf ettiÄŸi çabadır. Dergi, İttihad-ı İslam fikrinin bu topraklarda neÅŸv-ü nema bulmasına özel önem göstermektedir. Bilge Kral Alija İzzetbegoviç, Åžeyh Ahmet Yasin, Abdurrahman Tenvira, Cevdet Said, Malcolm X, Muhammed Ali ve daha birçok Müslüman ÅŸahsiyet, Gerçek Hayat’ta özel bir ihtimam ile yer aldı. Dergi, İslam Dünyası’ndan haberlere her hafta özel olarak iki sayfasını ayırdı. "İslam Dünyası" baÅŸlıklı sayfanın, derginin ilk sayılarından günümüze kadar aralıksız devam ede gelmesi bunun en basit bir göstergesidir. Sayfanın editörlüÄŸünü önce Ahmet Emin DaÄŸ, ÅŸimdilerde de Âdem Özköse yapıyor. Özköse’nin, mühtedi yabancılarla (taze Müslümanlarla) yaptığı röportajlar da İslam kardeÅŸliÄŸi açısından takdire ÅŸayan bir çalışma.
Dokuz yıllık süre zarfında, Gerçek Hayat’tan birçok yazar geldi geçti. Fakat, dergiden ayrılan üç isim, okurun gönlünde, derin bir sızı olarak kaldı: Gökhan Özcan, Murat Zelan ve Murat MenteÅŸ… İlk sayıdan itibaren dergide yer alan bu üç isim, hemen hemen aynı tarihler içinde okurlarına veda etti. Hiç kuÅŸku yok ki ismi Gerçek Hayat ile özdeÅŸleÅŸen ve dört yıl boyunca derginin yazı iÅŸleri müdürlüÄŸünü ifa eden Murat MenteÅŸ’in dergiden ayrılması, okur açısından kabullenilmesi zor bir karar oldu. MenteÅŸ, okurun gözünde dergide ayrı bir yerde konumlanmakta idi. Genç bir ÅŸair ve yazar olarak; kıvrak zekâsı ve kelime oyunları ile Gerçek Hayat için bambaÅŸka bir isimdi. Åžüphesiz ki Gerçek Hayat da, MenteÅŸ için ayrı bir anlam ifade ediyordu. "Gerçek Hayat, bizim için bir yuva, sığınak, yerine göre bir oyun alanı, bir battaniye, bahçe, meydan, cami, bir uzay istasyonu oldu. Burada doÄŸduk, hafiften piÅŸer gibi olduk. Tam anlamıyla acı tatlı günlerimiz oldu. Vay canına…" bu satırlar, MenteÅŸ’in dergideki veda yazısından…
MenteÅŸ’in zamansız vedasıyla kısa bir bocalama dönemi geçiren dergi, zaman içerisinde kadrosuna yeni isimlerin katılması ile yoluna ara vermeden devam ediyor. Her zaman olduÄŸu gibi Hakan Albayrak ve ardından Suavi Kemal Yazgıç, Mevlana İdris Zengin, Sibel Eraslan, Nihat Nasır, Mustafa Özcan, Gültekin Avcı, NeÅŸe KutlutaÅŸ, İhsan Eliaçık, Ahmet Zeki Gayberi, Asım Gültekin, ReÅŸat Petek, İbrahim PaÅŸalı, Yusuf ArmaÄŸan ve genç bir isim Fatih Mutlu’dan oluÅŸan yazar kadrosu ile aradan geçen yıllara inat, ağırlığını hala aynı ÅŸiddette hissettiriyor. Dokuz Yıl boyunca "bizim mahalleden" hemen herkesin bu dergide yazmasına karşın, bir isim var ki, okurun tüm arzusuna raÄŸmen, Gerçek Hayat yazarı olarak anılamadı: Kekeme Çocuklar Korosu’ndan Tarık Tufan! Kim bilir, belki o da, yazacağı vakti bekliyordur… Faruk Yücel’in dergiye katılımı ve yazı iÅŸleri müdürlüÄŸü görevini ifa etmesi, Ümmühan Atak ve Gülcan Tezcan’ın azimli çalışmaları da, Gerçek Hayat açısından sevindirici bir geliÅŸme. Bir baÅŸka sevindirici geliÅŸme var ki ona da deÄŸinmeden edemeyeceÄŸim: Korsan Hayat. Derginin orta sayfasını ele geçiren korsanlar; keskin eleÅŸtiriler, zeki göndermeler ve acımasız özeleÅŸtirilerle Gerçek Hayat’a yeni bir heyecan getirdiler.
Gerçek Hayat’ın ilk yayınlandığı zamanı hatırlıyorum da; dergiyi eline alan birçok kiÅŸinin yorumu; "Çok güzel ve gerekli bir dergi" diye baÅŸlıyor, "Fazla uzun sürmez bu macera" diye nihayete eriyordu. Karamsarların deÄŸil, her daim umudunu diri tutanların duası kabul oldu! Macera 400 küsur haftadır devam ediyor. Maceraya sahip çıkan Levent Gültekin, Türker SaltabaÅŸ ve Ali AdakoÄŸlu’na en derin saygılarımızla…


Yorum Yazın