şiir âleminde küresel kriz
Ocak 1, 2009
Bugün ‘ÅŸiir ve ÅŸiir eleÅŸtirisi’ kısırlaÅŸmış durumda. Bu durumu farketmek yeni bir ÅŸey deÄŸil. Åžiir haritasına bir göz gezdirin, ÅŸiir ülkelerinin fotoÄŸrafını çekmeye cesaret edin biraz. Göreceksiniz; küresel bir katliam yaşıyor ÅŸiir…
İnsan eti kemirmenin kabullenir olduÄŸu, çocukların uçurtma yapmayı öÄŸrenemeyip, mermilerle konuÅŸtuÄŸu, annelerin süt emzirmekten öte bir gayeye adanamadıkları gibi, babaların da evlatlarının karnını doyurmaktan baÅŸka bir ÅŸey düÅŸünemedikleri; imparatorlukların sömürdüÄŸü topraklarda bitkisel hayata girmiÅŸ bir dünya, sürüngenleÅŸmiÅŸ bir medeniyet var artık! Öyle veya böyle bir ahtapotun kollarına montajlanan insanlığın dramı bu…. Modern Dünya… İşte büyücülerin zaferi.
“ Åžiirin özgürlüÄŸe ihtiyacı yoktur ve fakat özgürlüÄŸün ÅŸiire ihtiyacı vardır.” [1]
Memleketin ve dünyanın onca içtimai meselesinden sıyrılırmışçasına ÅŸiiri romantik bir gezegene yolculuk olarak adlandırmamak gayesiyle baÅŸlıyorum yazmaya… Åžiir alemindeki kopuklukları, enkazları, çürütülen mezarlıkları; ÅŸiirin mazisini ve daha çok ‘ÅŸimdi’sini konuÅŸmanın, tartışmanın vakti.
Åžiirin susturulduÄŸu bir dönemde yaşıyoruz. Bunda hepimizin payı var. AÄŸzı bantlanmış ÅŸiirler okunuyor kürsülerde. Bazı dergilerde ÅŸiir diye etiketlenip okuyucuya sunulan birçok malzeme varken, “ÅŸiir” namına gerçekten neredeyse hiç bir ÅŸey bulamıyoruz. Birtakım ÅŸairlerin feveran ediÅŸleri bile kısık bir arabeske dönüÅŸmüÅŸ gibi… EÄŸer bugün; sosyolojik buhranlara, sömürgeci zihniyete isyan edemiyorsa bir ÅŸiir… Bir ÅŸiirin saçları mapushane kokmuyorsa ve nasırlar çıkmamışsa parmaklarında henüz… Hakikatin savaşını resmetmeyi beceremiyorsa bir ÅŸiir… Sloganlaşıyorsa sadece… İnsanlık kendi idam sehpasını hazırlamış durumdadır.
“Uygarlığın ölüm ve intihar çıkmazına saplandığı bugün, ÅŸair, yeniden sesini yükseltmelidir. TekniÄŸi ve bilimi, böylesine insanlık dışı bir mecraya sürükleyenlere karşı, ayaÄŸa kalkmalı ve insanlığa yeni umut çığırını açacak çaÄŸrısını yöneltmelidir. Silahlara deÄŸil, silahlandırılış ruhuna, uygarlığın yozlaÅŸtırılmasına ve soysuzlaÅŸtırılmasına karşı, “büyük baÅŸkaldırı”nın sûrunu üflemelidir. İnsanlığı dünya cehennemine ve kıyametine yuvarlayanların önüne kayalar gibi dikilmelidir.” [2]
“Åžiir”, “Åžair” ve “Poetika” kavramlarını ne zaman dilimize alsak birilerinin bu kavramları; dokunulmazlığı olan ‘ulaşılmaz bir mertebe’ gibi tahayyül etmesi beni hep ürkütmüÅŸtür. Kavramları hırpalamadan ancak çok da okÅŸamadan dengeli bir zihinle, bilgi vitaminimizden de mahrum kalmadan sorgulamaya, kavramların genetiÄŸini teneffüs etmeye ihiyacımız var. Åžiire darbe vuranlarla mücadeleyi daha ne kadar erteleyebiliriz ki… “Ey Åžiir! Oku Bizi” bölümü bu manada sade bir çabamız…
Sorguluyor muyuz?
Åžiir okumadığınız zaman huzursuzlanıyor musunuz? Åžiir üzerine düÅŸünmediÄŸinizde kabuslar görüyor musunuz hiç? Hangi ÅŸairler hangi ÅŸiirlerinde baÅŸarılı veya baÅŸarısız, ayırt edebiliyor musunuz? Her yazdığınıza “ÅŸiir” diyebiliyor musunuz? Her ÅŸiirinizle yüzleÅŸebiliyor musunuz? Åžiir yazmaya vakit ayırdığınız kadar çerez gibi kokmayan ÅŸiir kitapları ve poetik eserler okuyor musunuz? Åžiir yazma ihtiyacınızı doÄŸuran en mühim sebep nedir? Amacınız ne? Åžair olarak anılmak mı, yoksa ÅŸiir ülkelerini keÅŸfederek ‘insanlığın kendisini bilme’ yolculuÄŸunda hakikatin savaÅŸçısıymışçasına varolmak mı?
“Åžiir insanın büyüdüÄŸü alanda büyüklüÄŸü anlaşılan veya büyüklüÄŸü kabul edilen ÅŸeydir.(…)Her kim ÅŸiir önemlidir, büyüktür derse, aslında ben önemliyim, ben büyüÄŸüm diyordur.” [3]
Åžiir hakkında tartışılacak o kadar çok bahis var ki… Åžiire, düÅŸünceye, inanca savaÅŸ açan firavunlara karşı “iÅŸte bu!” diyebileceÄŸimiz bir ÅŸair ordusu yok bugün. ( Ferdî anlamda deÄŸil, genel manada.) Genç kalemler ise okudukları ÅŸair ve yazarları ya çok yüceltiyor, tabulaÅŸtırıyorlar veyahut bir anda esfele safiline yolluyorlar. Bu da bizim ÅŸiir ve yazı eleÅŸtirisi çıkmazımızı doÄŸuruyor yeniden.
“Yirmi yıldan beri pek çok gençlik ÅŸiiri ile karşılaÅŸmaktayız. Sayılamayacak kadar çok baÅŸlangıç, pek çok yetenek ve pek çok gençlik ÅŸiiri… Bu durumun art arda yinelenmesinde, düÅŸünsel birikimin yetersizliÄŸi kadar, ÅŸiir üzerine düÅŸmenin ve ÅŸiir eleÅŸtirisinin zayıflığının da rolü olmuÅŸtur sanıyorum.” [4]
Çığır açanlar ÅŸairler olmalı.
“BaÅŸlangıcından beri ÅŸiir baÅŸkaldıranların, baskıya, zorbalığa karşı koyanların sesidir. Haksızlığa uÄŸrayanların bir haykırışıdır ÅŸiir.” [5]
Birkaç hafta önce İskender Pala’nın İSAM’da düzenlenen “Osmanlı’nın Åžiir Anlayışı” adlı konferansındaydım. Sultan Åžairleri tanıtan bir sunum yaptı Üstad. ‘Söz’e verilen o muazzam deÄŸeri vurgulayan Pala, devrin ÅŸairlerine fevkalede özen gösterildiÄŸinin altını çizdi. PadiÅŸahların ÅŸiire ehemmiyet vermesi o tesirin bugün bile bize hangi boyutta neler kazandırdığının göstergesidir.
Bugüne gelelim.
Toplumdan ıraklaşıp belli bir entelektüel çevrenin söylemi haline gelmedi mi ÅŸiir? Edebiyatta ve fikriyatta bazı ÅŸeyler bilimselleÅŸmek adına iyice teorikleÅŸmedi mi? Kavram kaosu da buna eklenince… Sathî bırakıldı edebiyat. Kelimeler bu yüzden intihar etmek üzere olsa gerek.
“Åžiirde kelimeden vazgeçilmez ama ÅŸiir kelime sanatı deÄŸildir.(…) Åžiir kelimenin bir belirti olmasının ötesinde baÅŸlayan bir ÅŸeydir.” [6]
Åžiir aleminin bugün nasıl bir mekanizmaya dönüÅŸtürüldüÄŸünü tartışmamız lazım. Åžiir eleÅŸtirisi ahlakını var edemeyen bir devirde yaşıyoruz. Bu zaafımızdan dolayı neyin ‘ÅŸiir’ neyin ‘ÅŸiir olmadığı’nı, ÅŸairlerin poetik düÅŸüncelerinde varolan derinlikleri ve zaafları mütalaa eden bir konsensüs oluÅŸturamıyoruz.
“Åžiir anlatılmaz bir ÅŸeyin anlatılmaya çabalanmasının sonunda, anlatılabilir bir ÅŸeyin yeniden anlamlı kılınması için gösterilen bir çabanın sonunda, yeterince anlaşılmayan birÅŸeyin etkili bir anlatıma kavuÅŸturulması uÄŸrunda harcanan çabaların sonunda ortaya çıkar.” [7]
Gelenekle kucaklaÅŸmış aynı zamanda yaÅŸadığı dönemin ÅŸiir üslubuyla olgunlaÅŸmış bir poetika üretemiyoruz. Olanlarla yetiniyoruz. Åžiir alemindeki bu küresel ısınmayı durdurmalı. Morga tıkılan bir kültürün, tarihin çığlığına koÅŸarcasına -asla bir ÅŸey iddia etmek için deÄŸil- hesaplaÅŸmak, yüzleÅŸmek, anlamak ve doÄŸurganlığı oluÅŸturmak adına sahneye çıkmalıyız. Bugünün ÅŸiiri ve ÅŸairi için…
“Sözün ertelenmesinden kopardıklarımızdır ÅŸiir.” [8]
Gençler ÅŸiir algısına aç!
Åžiirlerin yeniden üfleneceÄŸi ve köprülerin yeniden inÅŸa edileceÄŸi bir kent olmalı. Son zamanın ÅŸiirleri gittikçe insanın hakikatine karşı kekemeleÅŸiyor. Gençlerdeki ÅŸiir algısının neÅŸvünema bulması için dünya entelektüelleri çapında önem arzeden poetikaların okunması, irdelenmesi yeterli deÄŸil. Birkaç panelle çözülebilecek, konuÅŸulup bitecek bir mevzu da deÄŸil bu. Åžairlerin ellerinde büyümek lazım. Bir nevi biraz dayak yemek, biraz saçlarımızın okÅŸanması… Bu baÄŸlamda daha dev projelere ihtiyaç var. Ancak ÅŸairleri belli platformlarda görmenin, dinlemenin ÅŸansını yakalayabiliyor gençler. Halbuki daha da ötesinde ÅŸaire ulaÅŸmak ve derdini ulaÅŸtırmak istiyor genç kalem.
“Bugün ÅŸiirden fazla ÅŸiir eleÅŸtirisi birikim yokluÄŸundan nasibini almaktadır. EleÅŸtirmen için formel bilgiye sahip olmak bir zorunluluktur; ÅŸair, algısının çağırdıkları dışında kalanlara aldırmayarak da özgün bir yapı kurabilir.” [9]
“Ey ÅŸiir! Oku Bizi” bölümünde neleri gaye edindik?
“Åžair bir toplum için baÅŸlı başına bir devrimdir. Åžairden önceki toplulukla, ÅŸairden sonraki topluluk arasında bir fark vardır.O, sanki araya giren garip ve esrarlı bir unsur olarak, cansız toplumu harekete geçirir, onu diriltir.” [10]
Üstad ÅŸairlerin poetikalarını anlama çabasını…
Her ÅŸairin yazdığı her ÅŸiirin mükemmel olmadığını…
Herkesin ÅŸiir yazamadığını…
Åžairin kimliÄŸini…
Åžiir ile hesaplaÅŸmayı, silkelenmeyi, düÅŸünmeyi ve harekete geçmeyi…
Propaganist, ideolojik öÄŸreti haline gelen ÅŸiirlerle mücadele edebilmeyi…
Arabesk tadında ÅŸiir çalışmalarına -kendimize ait olsa bile- “bu ÅŸiir deÄŸil!” diyebilmeyi…
Genç ÅŸairlerin ÅŸiir algısını…
Ve dahasını sorgulayacağız Kurtuba Dergisi’nin ilerleyen sayılarında… Åžiir kitapları ve poetikalar vasıtasıyla…
Yeni dönemimizin hayırlara vesile olması temennisiyle….
“Åžiir ‘hiç’le yüzleÅŸmedir.
Ya da ölümle.
Her ÅŸiir bunu teper.” [11]
Kaynaklar:
1- Åžiir Okuma Kılavuzu- İsmet Özel (55.syf)
2- Edebiyat Yazıları I.Cilt- Sezai Karakoç (75.syf)
3- Åžiir Okuma Kılavuzu - İsmet Özel (21.syf)
4- Modern Türk Åžiirinin DoÄŸası (91.syf)
5- Åžiir Okuma Kılavuzu - İsmet Özel (49.syf)
6- Åžiir Okuma Kılavuzu- İsmet Özel (39.syf.)
7- Åžiir Okuma Kılavuzu- İsmet Özel (18. syf)
8- Logos- İlhan Berk (22.syf)
9- Modern Türk Åžiirinin DoÄŸası (91.syf)
10- Edebiyat Yazıları I.Cilt- Sezai Karakoç (47.syf)
11- Logos- İlhan Berk (40.syf)


harika bir konuya deÄŸinmiÅŸiniz..
Yorum Yazın